|
Global Moderator
Üye Grubu : Onbaşı
Yaş : 15
Nerden : Kkale ANADOLU LİSESİ :)
Kayıt Tarihi : 01 Ağustos 2008, 12:24:13
Üye No : 12743
Mesaj Sayısı : 233
Rep Gücü : Rep Puanı: 2
Offline
|
YAZARI:Mehmed NİYAZİ KONUSU: Birinci Dünya Savaşında itilaf devletlerinden Rusya’yı düştüğü zor durumdan kurtarmak, İstanbul’ u işgal edip, Osmanlı Devlet’inin Almanya ile irtibatını koparmak amacıyla; İtilaf Devletlerinin Çanakkale Boğazı’nı var güçleriyle saldırmaları ve yurduna düşmanın ayak basmasındansa canını seve seve feda etmeyi göze almış büyük Türk milletinin olağanüstü savunmasıdır. ANAFİKRİ: Türk milletinin kat kat üstün olan düşmana karşı tüm olanaksızlıklara rağmen; eşine rastlanmayacak bir cesurluk ve vatanseverlik örneği göstererek destanlar yazarak varlığımıza dahi gözünü dikmiş düşmanı geri püskürtmesi, bağımsızlık için neler yaptıklarını hatırlatmakta ve aynı durumda kendimizin olduğunu düşünmek ve özeleştirimizi yapmak. ÖZETİ: Osmanlı Devleti’ nin Birinci Dünya savaşına katılmasından sonra, Doğuda ittifak Devletleri için yeni cepheler açılmış İtilaf Devletlerinden Rusya bu cepheler ve kendi içindeki iç karışıklıklar nedeniyle zor duruma düşmüştü. Konumu ve yer altı zenginlikleri, Ortadoğu ve petrol kaynaklarına yakınlığı nedeniyle Emperyalist ülkelerin iştahını kabartan Anadolu toprakları ve eşşiz güzelliği ile anılan efsane başkent İstanbul, İtilaf Devletlerinin ilgisini çekmiş, Rusyanın yardıma ihtiyacı olduğu vesilesiyle sömürgelerini de yanına alan kalabalık düşman İstanbul’ a ulaşmak hayaliyle Çanakkale cephesine gelmiştir. Mehmet Akif Ersoy’un da dediği gibi “Kimi Hindu, kimi yamam kimi bilmem ne bela...” düşman, yüksek teknolojisi ile ürettiği ölüm kusan korkunç donanmasıyla, personel sayısıla silah ve teçhisat sayısıyla her bakımdan Türk ordusundan üstündü. Donanmanın korkunç topları denizden boğazın sırtlarını dövüp, yağız Türk delikanlılarını canlı canlı toprağa gömerken, Queen Elizabeth’in altı salvosuna en mükemmel Türk topunun yalnızca bir salvoyla cevap verebilmesi belki durumu daha iyi açıklıyor. Düşmanın dinmek bilmeyen top atışları bittiğinde denizden Gelibolu Yarımadası’na düşman piyadeleri çıkartma yapardı. Türk askeri ise yetersiz teçhizatına rağmen sadece göğsünü siper edip vatanını savunmaya çalışıyordu. Askerler için yıllar süren bu zorlu savaşta yalnızca Çanakkale’ye , orada yazılan destana özgü olaylar meydana gelmiştir. Kitapta cephede geçen bir çok olay roman tarzıyl abirbirine bağlantılı olarak anlatılıyor olsada hafızalardan silinmeyecek birkaç tanesi var ki; belkide bir tanesi bile Türk askerinin yazdığı destanı tüm çıplaklığıyla dünyanın gözü önüne serebilecek niteliktedir. Boğazdan zırhlıların ateş kustuğu sırada askerler sığınaklara inerlerdi. Top ateşi kesildiğinde de geri çıkar, karşılık vermek için vargüçleriyle çabalarlardı. Zırhlıların ağır ateşi altında gencecik Türk evlatları diri diri tporağın altında kalıyor, sıgınağa inmeye geciken askerler bir bir şehit oluyorlardı.
|