|
Administrator
Üye Grubu : Uzman Onbaşı
Nerden : Webmaster Forumu
Kayıt Tarihi : 18 Nisan 2008, 16:52:58
Üye No : 3
Mesaj Sayısı : 555
Rep Gücü : Rep Puanı: 110
Offline
|
İnsan'ın tarihini , ilk ortaya çıkışından bugüne yazabilmek için , öncelik onun ne olduğunu araştırmak gerekecektir. O'nun ne olduğu konusu ise , yaşamı tanımlamakla mümkün olacaktır. Yaşam kavramının tanımı , “canlı”lılığın kavranmasıyla bilinebilinir.
Canlı : Canlı ; özel bir kimyasal dizilime sahip olan , hücresel dizilim , büyüme , uyum , üreme ve hareket özellikleri gösteren , enerji tüketici kompleks bir yapıdır.
Yaşam : Sürekli evrim geçiren , erke tüketici karmaşık bir yapı. Canlılık vasfı taşıyan varlıkların yaşamları boyunca tecrübe ettikleri deneyimler ve yaşanımlar bütünü.
İnsan : Dünyadaki en baskın “canlı” türüdür .
Yorum : Yaşam , erke tüketici, karmaşık, “maddesel” bir bütünlüklüktür. Canlı diye tabir edilen-tanımlanan bu maddesel bütünlük , organizmik bir yapı gösterir. Evrimsel süreçte , enerji tüketip , gelişime kodlanmış , kendini yenileyip üreme yoluyla yineleyebilen her varlık , canlılık özelliği taşımaktadır. İnsan , yukarıda yorumladığım şekliyle , en fazla komplekslik (karmaşıklık) özelliği gösteren organizmik bir bütünlüktür. Bu tanımlardan sonra , görülüyor ki , “canlılık” , “yaşam” ve “insan” kavramları , birbirinin içinden ortaya çıkan ve birbirine bağlı kavramlardır.
Canlılığın Kökeni
Teori 1 : Yaşam , basit küçük amino asitlerin (monomer) oluşumuyla başlamıştır.
Teori 2 : Yaşam , basit yağ-lipid'lerin oluşumuyla başlamıştır.
Teori 3 : Yaşam , basit enzimlerin oluşumuyla başlamıştır.
Teori 4 : Yaşam , basit RNA ve Ribozom benzeri yapıların oluşumuyla başlamıştır.
Teori 5 : Yaşam , uzaydan gelen göktaşlarında bulunan , bazı moleküler bileşimlerle başlamıştır.
Teori 6 : Yaşam , kutsal metinlere göre , Tanrı tarafından , bilinçli bir şekilde başlamıştır.
Not : 6.Teori ne kadar bilimdışı bir düşünce olsa da , kimi bilim adamlarınca benimsendiği için teoriler arasında yer vermekte yarar olduğunu düşünüyorum.
Yorum : Canlılığın ilk ortaya çıkışı hususunda , bilim henüz net bir açıklama net bir açıklama getirememiştir. Bunun sebebi , eldeki bilimsel verilerin yetersizliğidir. Bu sebeple ortaya atılan teoriler dışında , henüz yapılabilen güçlü bir açıklama mevcut değildir.
Bu bilimsel verilerden sonra ilk insanın ortaya çıkışına bir göz atalım.
Modern İnsanın Ortaya Çıkışı
Modern insanın ilk nerede ortaya çıktığı konusu , tartışmalı bir konudur. Bu konu üzerine 2 temel teori vardır.
Bunların en güçlüsü , Tek merkezli kuramdır. Tek merkezli kuram , ilk insanın Afrika kökenli olduğu görüşüdür. Bu teoriyi fosiller ve mtDNA çalışmaları desteklemektedir. Bu güçlü teoriye göre ilk insan , yaklaşık olarak 200 bin yıl önce , Homo Erectus türü ile Homo Sapiens arasında bir geçiş türü olan arkaik Homo Sapienslerden türemiştir. Arkaik Homo Sapiensler , yaklaşık olarak 500 bin yıl önce ortaya çıkmış , 300 bin yıl sonrada , bu türden modern insan evrilmiştir.
İkinci kuram ise çok merkezli kuramdır. Bu kurama göre ise , ilk modern insan , Homo Erectus'un Afrika'dan Avrasya'ya göçünden sonra Afrika dışında evrilmiştir. Not : Yakındoğu'da bilinen en eski insan fosili 90 bin yıl öncesine aittir.
Tarih Sayfasına Giren İnsan
Günümüze kadar insanın kökeni dair bir çok cevap , bir çok açıklama getirilmeye çalışılmıştır. Fakat bu açıklamaların hepsi , insanın bir başlangıcı olduğu kabulüne dayalır.Nitekim , kurgusal teorilerde üretilebilinir. Mesela insan uygarlığı başka gezegenlerde başlayıp , bulunduğu gezegende doğal kaynakları tükettiği için Dünya'ya göç etmiş olabilirler..Yada Atlantis ve Mu efsanesi üzerine değişik teoriler üretilebilinir. Fakat bu teorilerin hiçbiri bilimsel olmaz ve nesnel düşünceden uzaktır.
İnsanın ilksel tarihi ve kökeni konusunda , günümüz antroploglarınca kabul gören görüş , Feriedrich Engels ve Henry Morgan ' ın modelidir. Bu modele göre bilinen en eski insan toplulukları , gruplar halinde mağaralarda yaşamıştır.Bu yaşam tarzında üretim ve tüketimin ortak olması sebebiyle , bu topluluklara ilkel komünal topluluklar adı verilmiştir.
Bu topluluklar , yaşamlarını avcı-toplayıcı bir şekilde sağlamışlardır. Erkeklerin avcılık , kadınların ise toplayıcılık yaptığı kabul görülmektedir.
İlkel komünal topluluklada aile kavramı henüz oluşmamıştır.Bu sebeple toplumsal örgütlenme klan , kabile ve kardeşliğe dayalı olmuştur.Bu toplumda aile kavramı henüz oluşmadığından “anne” kavramı daha baskındır ve “anne”nin sözü geçer.Bu sebeple bu topluluklar , anaerkil olarak adlandırılmışlardır.
Yerleşik Hayata Geçiş
İlk insanlar , yaşamlarını avcı-toplayıcı lıkla sürdürdükleri için , bulundukları ortamın doğal besin kaynaklarını tüketinceye kadar , o ortamda barınırlar. Bu sebeple besin kaynağı bitiminde , besin kaynakları bulabilecekleri başka yerlere göç ederler. Çünkü üretmeden tüketen her toplum , göç etmeye mahkumdur.
Göç durumunun sıkıntılı ve yaşamsal anlamda riskli olması , insanı farklı arayışlara itmiştir ve bu arayışlar , tarım ve hayvancılığa yönelik bilimsel keşiflerin tetikleyicisi olmuştur.
Özel Mülkiyet Kavramı
Özel mülkiyet , tarım ve hayvancılığa geçen insanın , ektiği , biçtiği , hayan yetiştirdiği toprağı sahiplenmesiyle oluşmuştur. Verimli ve sulak bölgelere yerleşimle birlikte toprak ana inancı doğmuş , daha önceden belirli belirsiz dinsel inançları ve bazı ritüelleri bulunan insanın dinsel inançları , toprağa yönelmiştir.
Bilimsel verilerin öngördüğü tarih , dinsel uygulamaların , yaklaşık 60 bin yıl önce ortaya çıktığıdır. Yerleşik hayata geçişin M.Ö.10 bin yılı olduğu düşünülürse , 50 bin yıl boyunca insanlık , avcı-toplayıcı yaşamın istekleri doğrultusunda yönlenen , “animizm”e dayalı ritüeller oluşturmuştur.
Fakat , yaşamın artık topraktan geldiği neolitik döneme girişle birlikte , dinsel inanç , toprağı kutsal kılmış , ilk dinsel olgunlaşma ve değişme süreci bu dönemde yaşanmıştır.
Dinsel inancın daha net bir kavramla dile getirilmesi , özel mülkiyet konusunda temeli sağlam uygulamalar başlatmıştır. İnsan , mülkü için savaşmaya başlamıştır.
Ticaretin Başlangıcı
İnsanlığın yerleşik hayata geçişi , “hayatta kalabilmek için üretim” fikrini-amacını değiştirmiştir. Çünkü tarım ve hayvancılığa geçişle birlikte ilk kez “artı değer” , yani tüketilenden fazla üretim gerçekleşmiştir. Artık insan , sadece yaşayabilmek için değil , refahı içinde üretim gerçekleştirmektedir. Bu dönem , özel mülkiyete “tam geçiş” in yaşandığı dönemdir
Bu dönemde ticaretin ilk adımı atılmış ve değiş-tokuş yöntemi uygulanmaya başlanmıştır. Bu dönemde aile kavramı ortaya çıkmış ve anaerkilliğin yerini yavaş yavaş “ataerkil”lik almaya başlamıştır.
Barbarlık Dönemi ve İlk Devletler
Çoban ailelerin ve tarımla uğraşanların birbirlerinden ayrılmasıyla başlayan döneme , “barbarlık” dönemi denir. Çünkü , bu dönemde , üretim fazlasına , üretmeden tüketen topluluklar zorla el koymaya başlamıştır.
Kısacası iktisat tarihinin başlangıcı , savaşların başlangıcıdır da diyebiliriz. Çünkü kaba kuvvetin egemen olduğu ve “ganimet” kavramının tanımlandığı bu dönemde , yerleşik hayata geçmiş toplulukların profösyönel savaşçılar yetiştirmesi , çeşitli savaşlara neden olmuştur.
Devletin kökenini de burada aramak gerekir . Çünkü , artı üretimine saldırı yapan barbar toluluklardan korunmak amacıyla , “vergi” karşılında koruyan ilk devletlerin ortaya çıkışı , bu dönemdir.
Devam Edecek...
.........................
Derleyen : KAN AKARKEN
Kaynak Kitaplar
*Bilim , Felsefe ve Metadoloji > Alkım yayınları > Şadi Saruhan – Ata Özdemirci *Uygarlık Tarihi > Alkım yayınları > Server Tanilli *Yaratıcı Aklın Sentezi > Alkım yayınları > Server Tanilli *Kalıtım ve Evrim > Prof.Dr. Ali Demirsoy (12.Baskı) *Bilim ve Gelecek Dergileri > Sayılar 16,18,26,29 *http://tr.wikipedia.org/ *Ailenin,Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni > Friedrich Engels > Eriş yayınları
|