mfindir mfindir - youtube youtube - chat chat - laptop laptop - msn, msn avatarlari, dizi izle, program indir msn, msn avatarlari, dizi izle, program indir - laptop notebook driver laptop notebook driver - istanbul nakliyat istanbul nakliyat - evden eve nakliyat evden eve nakliyat - bazalt kayrak , bazalt , kayseri bazalt , kayseri bazalt kayrak , bazalt , kayseri bazalt , kayseri - muhabbet muhabbet - avon online alisveris, avon urunleri avon online alisveris, avon urunleri - izlesene izlesene - istanbul nakliyat istanbul nakliyat - knight online, koxp knight online, koxp - suchmaschinenoptimierung suchmaschinenoptimierung - forum sitesi forum sitesi - filim filim - film izle film izle - cocuk oyunlari cocuk oyunlari - youtube youtube - tv izle tv izle - arda turan arda turan - geldik geldik - film izle film indir online izle seyret film izle film indir online izle seyret - makine muhendisligi makine muhendisligi - dizi izle dizi izle - oyun hileleri,oyun indir oyun hileleri,oyun indir - adtech ile reklam 2.0 donemi basliyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarismasi adtech ile reklam 2.0 donemi basliyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarismasi - webmaster webmaster - Kaşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan
+ ForumCambazi.info » Kültür ve Sanat » Edebiyat
 Kaşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Kaşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan  (Okunma Sayısı 163 defa) Seçenekler Arama
« : 20 Nisan 2008, 14:19:46 »
Administrator
*

Üye Grubu : Uzman Onbaşı
Nerden : Webmaster Forumu
Kayıt Tarihi : 18 Nisan 2008, 16:52:58
Üye No : 3
Mesaj Sayısı : 554
Rep Gücü : Rep Puanı: 109
Offline Offline

Üyelik Bilgileri WWW
Kaşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan

Kaşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan



Kâinatın Efendisi ve İki Cihan Serveri'ne duyulan sevginin en şiddetli aşk duygularından daha yüksek olduğu topraklarda yaşıyoruz. Hiçbir Arap ülkesinde, İran'da veya bilumum Müslüman ülkeler arasında Efendiler Efendisi Hz. Muhammed için beslenen aşk duyguları, bizim coğrafyalarda olduğu kadar büyü(tüle)memiştir.
Biz onun adı anıldığında, heyecandan kalbimiz yerinden çıkmasın diye sağ elini kalbinin üstüne bastıran bir toplumun torunlarıyız. Her ne kadar o eski şiddetli kalp atışları kaybolup gitmiş, o aşklarla yaşayan cihan erleri bir yerlere gizlenmiş olsalar da hâlâ bu topraklarda Muhammed adı anıldığında hummalı heyecanlar duyan insanlar yaşar. Onun için hâlâ şiir söyleyen, ona adanmış mektuplarda zamaneden şikâyetler anlatan, siyerler oluşturup hayat sahnelerini tekrar tekrar satırlara döken insanlar var çok şükür. Bir zamanlar onun adına hilyeler, mevlitler, na'tler, kasideler yazanlar olduğu gibi.

Divan şiiriyle tanıştığım gençlik yıllarımdan bu yana onun adına sayısız şiir okumuşumdur. Bana öyle gelir ki eski edebiyatımızın sayısız şairinin yazdığı sayısız kasideler arasında en güzelleri Hz. Peygamber için nazmedilmiş olan na'tlerdir. Allah'a yakarış olan münacatlarda veya O'nun uluhiyetini tebcil adına kaleme alınan tevhidlerde, na'tlerdeki gibi akıcı bir dil, zengin üsluplar, rana söyleyişler ve parlak ifadeler bulmak zordur. Şair, Hz. Peygamber adını andığı ilk dizeden itibaren öyle bir coşar, diline öylesine bir güzellik katar, ifadesine öyle bir ruh verir ki, birden şüpheye düşer, "Başka bir şairin manzumesini mi okuyorum?" diye sormaktan kendinizi alamazsınız. Bu başarı, onun hakkında yazılan diğer manzumelere ve kitaplara da yansır, sıradan bir divan şairi, Hz. Peygamber'i anlattığı bir eser oluştururken sanki olduğundan daha büyük bir söz ustası olarak görünür. Mevlid yazarı Süleyman Çelebi veya hilye yazarı Hakani Mehmed Bey bunlardandır.

Divan şiiri bahçesine girip de tedkikte bulunduğum vakit sık sık Hz. Peygamber'i hatırladığım manzumeler, beyitler karşıma çıkar. Mesela Kanuni döneminin usta şairlerinden Taşlıcalı Yahya Bey'in bir gazeli mevcuttur. Gazel bir na't üslubunda değildir ama Hz. Peygamber'den bahisle okunduğu zaman "Budur yani!" dedirtir. İşte matla beyti:

Dar-ı dünya deli gönlüm gibi viran olsa

Ne cihan olsa, ne can olsa, ne hicran olsa

"Dünya evi şu deli gönlüm gibi viran olsa ve ne cihan kalsa geriye, ne can kalsa... (Cihan ve can ortadan kalkınca) hicran (ayrılık) da olmaz çünkü..."

Bu nasıl bir aşktır ki âşık, ayrılık bir daha yaşanmasın diye kıyameti çağırıyor ve dünyanın yok oluşunu istiyor?!.. O âşıkın gönlünü viran eden sevgisi nasıl bir sevgidir ki kıyamete eş bir şiddetle varlık gösterir ve vuslat için bütün dünyayı haraba veriyor?!.. Sonra bu âşık şair kendi dediğini haksız buluyor olmalı ki dönüyor ve vecd-i mutlak ile

Kaşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan

Sözümüz cümle heman kıssa-i canan olsa

terennümüne başlıyor. "Keşke bütün cihan halkı benim sevgilimi sevse de sevgiliden başka konuşulacak bir konu kalmasa, her söz sevgilinin bir başka halini, bir farklı tavrını anlatsa..."

Divan şiirinin kalıplaşmış kurallarına göre bir âşık sevgilisini başkalarının sevmesini istemez, hatta onu kendi gözünden bile kıskanır, rakiplerinden daima sakınıp saklarken şairimizin, sevgilinin aşkını herkesle paylaşıma açması, cümle cihan halkının onu sevmesini istemesi ilk bakışta aşk kurallarına ters gibi görünmektedir. Kulların sultanı diğer kullardan (rakiplerden) kıskandığı, hatta dervişlerin kendi mürşitlerini diğer dervişlerden kıskandığı, memurun amiri diğer memurlardan sakındığı bir menfaat dünyasında "Keşke herkes benim sevdiğimi sevse!" diyebilmek, ancak sevgilinin yüceliğiyle doğru orantılı olarak anlaşılabilir. Sevgili Allah veya Peygamber olunca herkesin aynı sevgiliyi sevmesinde hiçbir mahzur yoktur. Bu da aşkın zirve noktasıdır ki âşıkın kemaline delalet eder. Çünkü orada rakiplik ortadan kalkar, varlık tek vücut olur, benlik düşüncesi tükenir ve "bir"in iyiliği herkesin ve her şeyin iyiliği olarak düşünülür. Âşık ile maşuk, seven ile sevilen bütünleşince sevenlerin çokluğu ancak sevenin yüceliğiyle ölçülür. Kudret sahibi olan (Sevgili) ile kurbet sahibi olan (âşık) bu yüceliği en ziyade hak edenlerdir. Ancak aşktaki bu kemal derecesi öyle kolay kazanılır bir vetire değildir. Şairin fikrine göre bu süreç,

Bir demir dağı delip boynuna almak gibidir

Her kişi âşık olurdu eğer asan olsa

İzahına muhtaçtır. Öyle ya, "Âşıklık işi bir demir dağı halka gibi ortasından delip boynuna almak gibi zordur. Zaten kolay olsaydı herkes âşık olurdu."

İmdi, Hz. Peygamber'in aşkı, daha saadet çağından itibaren her dönemde bir demir dağı boynunda taşımak kadar zor olageldiğine göre, Taşlıcalı Yahya Bey yukarıdaki beyitlerini Balkanlardaki mürşidine de söylemiş olsa, komşu kızına da söylemiş olsa, bize Refref'in Şanlı Süvarisi'ni düşündürmekten geri kalmıyor.



BERCESTE

Doğdu ol saatte ol sultan-ı din

Nura gark oldu semavat u zemin

Süleyman Çelebi




Iskender Pala
Logged

Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

| Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Hersey
Tasarım: ForumCambazi
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!


forumcambazi.info
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

kapat